Trabzon yolculuğu hk.

Gece saat 03:15! İki günlük yorucu fakat zevkli bir yolculuğun ardından akşam saat 18:00 sularında uyanabildiğim bir günün ardından kendime yavaş yavaş geliyorum. Benim için sosyal vakit yeni başlıyor. Yolculuğun arkasına yoğun bir proje mesaisinin ardından bu yazıyı yazabildiğim için mutluyum.

Bildiğiniz üzere 26 Aralık günü Karadeniz Teknik Üniversite’sinde sevgili dostum Sn. Yiğit Ergenç ile Türk oyun sektörü ve kariyer konulu bir seminerimiz vardı. Seminerimiz ve yolculuğumuz beklentilerimizin çok çok üstünde keyifli bir şekilde gerçekleşti.

Yıllardır başta Trabzon olmak üzere karadeniz ve karadeniz insanının methini duyardım. Bugüne kadarda hayatımda tanıştığım hiç bir karadeniz insanı bu konudaki görüşlerimi ters düşürecek hiç birşey yapmadı. Bu sebeplede bu asil insanların suyunu içtiğini, ekmeğini yediği toprakları doğayı merak edip dururdum. Belki bu sebebledir ki Karadeniz Teknik Üniversitesinden seminer teklifi gelince yoğun bir şekilde heyecanlandım.

Trabzon yolculuğumuz seminer’den bir gün önce başladı. Yine yoğun bir proje mesaisinin ardından Saat 13:00 sularında uyandıktan sonra hızlıca hazırlanarak yola koyuldum. Eskişehir tren garına vardığımda ben Yiğit’i kapıdan girecek diye beklerken Yiğit arka kapıdan bana seslendi çoktan gelmiş sigarasını bile içmişti.

Saat 15:00 itibari ile Yüksek Hızlı Tren’e binerek Ankara’ya yola koyulduk. Bugüne kadar bindiğim tüm yüksek hızlı tren seferleri tam vaktiyle kalktı fakat bu trenin içinde dolaşan sarı yelekli amcaları görünce ve saat 15:00’ı geçince trende ciddi bir rötar olacağı korkusu bir an içimi sardı ama sonrasında bir kaç dakikalık gecikme ile yola koyulduk.

Yiğit ile beraber tren yolculuğumuz boyunca tren televizyonlarında gösterilen Sakar Ayı Bernard ‘ı izleyip bunun üzere Türkiye’deki animasyon ve çizgi film sektöründen bahsettik ve dert yanıp durduk. Kendisi ile Türkiye’de bu tarz işlerin bütçesiz nasıl yapabileceği üzerine fikir alışverişinde bulunduk.

16:50 sularında Ankaradaydık. Beraber Ankara’ya tren yolculuğu yaptığım veyahut beni Ankara’dan uğurlayanların bildiği üzere her zaman yaptığım Ankara tren garındaki sosisli yeme merasimini bu sefer Yiğit ile beraber gerçekleştirdik. Fakat itiraf ediyorum Yiğit’in tavsiyesi üzerine sosislinin yanında soda içmek benim için ilginç bir tecrübe idi :)

Sosislilerimizi de afiyetle mideye gönderdikten sonra hızlıca Havaş’a doğru yürümeye başladık.  Havaş’ta otobümüz bizi bekliyordu fakat saat 17:15’i gösteriyordu. Binsek mi bir sonrakine mi binsek bakışmaları aramızda erken varmaktan zarar gelmez düsturu ile kendimizi Havaş otobüsünde havaalanına gidiyorken bulduk. Yaklaşık otuz dakikalık kısa bir yolculuğun ardından Ankara Esenboğa hava alanından içeri girişimizi yaptık.

Bir uçakta en sevdiğim koltuklar acil çıkıştaki koltuklardır. Ben ayaklarımı uzatarak yolculuk yapmayı seven bir şahıs olduğumdan acil çıkıştaki koltuklar benim için pek geniş ve ferah oluyorlar. Fakat bir aksilik olur amacıyla check-in’lerimi bir gün önceden netten yapar, biniş kartını almaya gittiğimde koltukları acil çıkıştaki koltuklarla değiştiririm diye düşünürüm. Aynı amaçla Yiğit ile biniş kartlarını almaya gittik. Bankoya gittiğimizde bankodaki görevlinin acil çıkıştaki koltukların çoktan dolduğunu söylediğinde Yiğit’le benim yüzümün aldığı hali ben bile görmek isterdim. :)

Güvenlik kontrollerinin ardından kapıların olduğu alandaydık. Bu alanda Sn. Burak Büyükdemir ile rastgelme şansına nail oldum. Kendisi ile ayaküstü kısa bir sohbetten sonra kendimizi Osmanlı kokuları ve takıları satan bir alanda oyalandık. Bu alanda biraz fazla oyalanmış olacağız ki Sn. Serbest ve Sn. Ergenç anonsları ile kendimizi uçağın kabine doğru depar atarken bulduk.

18:50 sularında kalkan uçağımızda fazla sohbet ettiğimizi söyleyemeyeceğim. Uçak yolculuklarındaki en büyük zevkim bulutları ve şehirleri izlemektir. Büyük bir aşkla bütün bir yolculuğun bulutları ve şehirleri izlemekle biteceğini düşünürken yandaki beyfendinin nerelisiniz sorusuna Yiğit’in verdiği nasipse inince Trabzonlu olacağız sözüne kendimi kahkaha atarken buldum. Beyfendi ile geçen yaklaşık bir beş dakikalık hoş sohbetten sonra uçağımız sağ salim yere indi. Trabzonda bizi Gürkan, Coşkun ve Adem bekliyordu.

Adem’in arabasıyla kaporta tekere sürte sürte Kalkınma mahallesindeki Palet Bistro’ya gittik. Palet Bistro’da keyifli bir sohbetten sonra hangi akla hizmet yaptığımızı anlamadığım bir şekilde kendimizi Beşirli sahilinde bir balıkçıda bulduk. Hava’nın epey bir soğuk olduğunu ve epey bir üşüdüğümü itiraf etmeden geçemeyeceğim. Fakat köftesinin tadı mükemmeldi. Ayrıca hayatımda ilk defa bu balıkçıda Yücel’in üstün ısrarları ile balık yedim.

Bu balık ve köfte ziyafetinin ardından otelimizde istirahate çekildik. Otelde sigara içilmediği için sürekli kendimizi kapının önüne attık durduk. Temelli otele döndüğümüzde ne hikmetse gece’nin üçünde kendimi Yiğit’in kapısında buldum ve yaklaşık saat 5’e kadar bir anlık kararla sunum hazırladık. İyiki de hazırlamışız :)

Sunum telaşının ardından kararlı bir şekilde tekrar odalarımıza istirahate çekildik. Fakat uyuduğum söylenemez. Eyvah yarın seminerde bu uykusuzlukla bittim ama olsun en azından Yiğit idare eder derken sabah 09:00’da Yiğit kapımı çaldı. Kendiside bütün gece uyuyamamış :) Battı balık yan gider düşüncesi ile kendimizi otel’in kahvaltı salonunda muhteşem bir deniz manzarasında yemek yerken bulduk. Hava şansımıza açık ve güzeldi.

Kahvaltı’nın ardından Gürkan ve Muhammet otele geldiler. Otelden check-out yaptıktan sonra semineri düzenleyeceğimiz salona doğru yürümeye başladık. Klübe vardığımızda bölümün değerli hocalarından Sn. Öğr.Gör. Ömer ÇAKIR ile tanıştık. Kendisinin bilgisayar grafikleri ve grafik programlamaya olan merakı ve öğrencilerine bu konuda azimle verdiği desteği beni kendisine hayran bıraktı. Kendisi ile yaklaşık bir saat süren bilgisayar grafikleri ve grafik programlama üzerine güzel bir sohbetten sonra seminer salonuna yola koyulduk.

Seminer salonunda bizi pırıl pırıl gözlerle yaklaşık bir yüz kişi bekliyordu. Kendileri ile türk oyun sektörü, ve oyun sektöründe kariyer konularında nacizane tecrübelerimizi paylaştık. Seminer kayda alındı. Sn. Ömer hocam iletirlerse yine blogumdan sizlerle paylaşacağım.

Seminer’in ardından klüpte gerçekleşen küçük bir sohbetin ardından dışarı çıktık. Dışarıda Yiğit’le bizi bir süpriz bekliyordu. Klüp bir gün önce bizim Beşirli sahilinde titrememize acımış olacak ki bize birer tane yöresel  fular almıştı. Fakat fuların özellikle Trabzonspor’lu olması ve Trabzonspor logosu taşıması manidardı. :) Şaka bir yana gerçekten çok beğendik çok şık ve güzeldi ve bütün dönüş yolculuğumuz boyunca boynumuzdan çıkarmadık.

Hediyelerimizi aldıktan sonra bütün Trabzon yolculuğu boyunca kolot peyniride kolot peyniri diye çocukların kafasını şişirmiş olacağım ki çocuklar bizi mıhlama yiyebileceğimiz bir yere götürdü. Mekanda mıhlamanın tadına afiyetle baktıktan ve çay eşliğinde hoş bir sohbetten sonra kendimizi havaalanında bulduk ve tekrar memleketimize döndük.

Bu seminer benim için çok önemliydi ve bu vesile bir çok güzel insan tanıma şansına nail oldum. Bu seminerde bize ilgi ve alakayı eksik etmeyen tüm herkesede buradan teşekkürü tekrar bir borç biliyorum.

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

2 adet yorum var

  1. Coşkun Urtanur

    Asıl biz davetimizi kırmayıp geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Özverili ve alçak gönüllü olmanız aklımda kalacak en büyük özelliğiniz olacak.Sizi tanıdık, güzel vakit geçirdik ve bundan dolayı çok mutluyuz. Daha sıcak günlerde sizi yine bekleriz.

    • gurcanserbest

      Merhabalar Coşkun,

      Bizde sizi tanıdığımız için kendimizi şanslı adlediyoruz. İki günü sizlerle geçirmek bizim için büyük bir keyifti. Bir gün bir yerlerde tekrar karşılaşmak umuduyla. Bize hiç söylemediniz ama bu sefer Trabzon’daki gümüşçüleri gezmek istiyorum ona göre :)

      Selamlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gürcan SERBEST © 2017, Powered by Wordpress & HC-2011