Türk Oyun Sektörünün Kronik Sorunları

Geçenlerde Mount&Blade Bannerlord II’in steam’de gözükmesi ile alakalı profilimde paylaştığım bir gönderinin altında bir arkadaşın yazdığı “Beş para etmez” yorumuna istinaden Sevgili abim Sn. Fasin Sayın’ın yaptığı gönderi çok hoşuma gitmişti. Türk oyun sektörünün tüm sorunları bir yazıda bu kadar net özetlediği için dayanamadım noktasına, virgülüne dokunmadan burada paylaşmak istedim. Bunun burada durması gerektiğini düşünüyorum. İyi okumalar.

Genel problemler sanırım aşağıdaki gibi:

Saygısızlık;

Milletçe en büyük dertlerimizden biri bence. Kişisel olarak her şeyi biliriz biz. Herhangi bir basarisi olan adamı küçümseriz. Buna bizden olan (Türk vs.) insanlar da yabancılar da dâhil. Yabancının başarısını küçümseriz çünkü tecrübe bizim için hiçbir şey ifade etmez. Anlık düşünürüz. Bizim için her şey süper zeki ve dahi bir insanla çözülür. Yöntem, bilgim, tecrübe… Bunlar lüzumsuzdur. Gazla çalışırız.

Kalifiye iş gücü eksikliği; Yine herkes her şeyi bilir sendromunun bir devamı bu. Her şeyi bildiğimiz için kendimizi geliştirme ihtiyacı hissetmeyiz. Öylesine bir bakarız başarılı olan şeylere ve anladık sanırız niye başarılı olduklarını. Nedense ayni basariyi hiç tekrar edemeyiz. Merak ederiz sonra niye bu insanlar bu kadar çalıştı diye. Ne var ki lan? İşte tık tık diye yapacaksın aynısını.

Sorumsuzluk; Sorumluluk almak gibi bir özelliğimiz milletçe yoktur. Milliyetçiliğimiz genel olarak sorumluluk almamak üzerine döner. Buna aslında bir tur milli aşağılık kompleksi diyebiliriz. Biz süperizdir hep. Her şeyin en iyisi bizdedir. Öyle ki bütün dünya bizi durdurmaya çalışır. Tesis olsa neler yapacağız. Gâvurun her turlu imkânı var tabii. Oysaki bizde hiçbir şey yok. Zannederiz ki mesela Polonya’da süper imkânlar var da o yüzden Witcher oradan çıkıyor. Adamların senelerdir sinema ve edebiyata yaptıkları orijinal katkıları sallamayız. Birinci dünya savaşına da zaten Almanlar yüzünden girdik. Zaten kazanmıştık da müttefikimiz Almanlar kaybetti diye bizi de kaybetti saydılar. Hakem yüzünden kaybettik yani. Çünkü birinci dünya savaşı bir hali saha maçı. Kimse demez ki biz kaybettik… Öğrenelim hatalarımızdan bir daha kaybetmeyelim.

Vizyonsuzluk; Filanca başarılı olduysa aynisini yapalım biz de para kazanalım ama ah be tesis yok. Hâlbuki acaba nedir Türk oyunu? Ben yeni piyasaya çıkardığımız oyunumuza bir bakin diye “CLASH: WAR OF THE CLANS” diye bir oyunun linkinin gönderildiğini gördüm bu ülkede. WAR kelimesi örtüyordu bir meşale. Daha ne diyebilirim. Basari yolumuz insanların yanlışlıkla bizim oyunumuzu indirmesine dayanıyorsa zaten konuşmayalım, susalım oturalım düşünmeye başlayalım.

Bu bilgiler ışığı altında Mount and Blade nedir biliyor musunuz arkadaşlar. Bu ülkeden çıkmış uluslararası arenada en çok hayranı olan, en çok bilinen ve en kendine has oyundur.
Mükemmel midir? Hayır. Dünyanın en iyi oyunu mudur? Hayir. Daha iyisi yapılamaz mi? Yapılır elbette…

Bize oturup klavyeden “5 para etmez “demek düşmez.
“O zaman git sen daha iyisini yap düdük!” demeye çalışmıyorum o da saçma. Ama bu millet ne çektiyse eleştirinin yıkıcı olmasından çekti.

O yanlış, bu yanlış, bu olmaz su olmaz.
Aferin… Ama sana ne lan?
Git sen olan bir şey yap. Mount and Blade olmamış mı? Tamam… Olanını görelim arkadaşlar. Grafikleri mi kotu? Daha iyisini görelim? Bir tane adam gibi proje yöneticisi çıkaralım da daha kısa zamanda bitsin. Bir tane düzgün oyun tasarımcısı çıkartalım da “abi zaten 4 kişiyiz bir de fikir adamına ihtiyacımız yok” tarzı cümlelerle muhatap olmayalım.

Mount and Blade dandik mi? Bunu söylemenin yolu “beş para etmez” demek değil. Daha iyisini yapmak. Adam mi yok, tesis mi yok? Mount and Blade ‘in ekibi basta 2 kişiydi. Oyunun metacritic ortalaması 78… Hiç negatif inceleme yok.

Bok yemek düşer bize.

Önümüze bakalım. İşimizi yapalım. Başkasına bok atacağımıza iyisini yapalım. Çünkü herkese bok atarsak bir noktada ortam çok boktan olur.

Bilmem anlatabildim mi?

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gürcan SERBEST © 2017, Powered by Wordpress & HC-2011